20 Temmuz 2009 Pazartesi

astreoid b 612



beni tanıyanlar bilir, büyük bir küçük prens hayranıyımdır. kendisi kahramanımdır.
birkaç kez sen çocuk romanı yaz, ben de çizeyim gibi teklifler aldım. bunu diyen herkese ilk tepkim "küçük prens'i okuduktan sonra bir şey yazabileceğimi sanmıyorum" oluyor.

le petit prince nam-ı diğer küçük prens, hem çocukların algılayabileceği kadar basit, hem de büyüklere birçok yeni perspektif katabilecek kadar derin. işte bence bir çocuk romanının başarabilmesi gereken en önemli noktaysa bu, hem büyük hem çocuk anlamalı kitaptan. sadece "mesaj" vermeye çalışan bir şey olmamalı.

kitabı birkaç ay önce tekrar okudum. bir dövme fikrim vardı, içinden bir cümleyi güzel bir fontla ayak bileğime dolanacak şekilde yazdıracaktım. bu dövme fikri içinse bir cümle bulmalıydım, öyle bir cümle olmalıydı ki, hayatım boyunca vücudumda taşıyabileceğim, beni anlatacak bir şey. baktım çizdikçe çiziyor, kendimi durduramıyorum, bu fikirden vazgeçmek zorunda kaldım. yine de dövme olarak bir küçük prens yaptıracağım kendime. ilk gördüğünüz resmi, bacağıma yaptıracağım bir gün. bu fikri her geçen gün daha çok seviyorum... he bu arada en sevdiğim bölümse tilkili olan. "evcilleştirilmek" çok güzel bir metafor.
normalde bir roman kahramanının ya da bir çizgi film kahramanının her türlü hediyelik eşyasının çıkmasını sevmiyorum. ama birkaç tanesi var ki benim için daha çok olsa demekten kendimi alamıyorum. mesela geçen gün japonya'da bir küçük prens müzesi olduğunu öğrendim ve bu beni bir miktar üzdü. birkaç tane küçük prens hali...


öncelikle bundan bahsetmek isterim, japonya'da bulduğum müzenin bahçesinde yer alıyormuş bu heykel. ben görünce bilgisayarın başında kalkıp biraz yürümem gerekti, sitesine baktıktan sonra da bilgisayarı kapatıp buzdolabına koydum zaten. işte sitesi; http://www.tbs.co.jp/l-prince/en/




bu ayakkabıları uzun süredir içten içe arzuluyordum aslında. dün almaya karar verdim. 60 dolar. şu sitede satılıyor; http://www.melissaplasticdreams.com/collection/fall-winter-08-09/white/glam-le-petit-prince




bunu geçen sene kanyon'daki karınca'da görmüştüm. tabii ki çok pahalıydı, "pis,bok, göt" diye çıktığımı hatırlıyorum mağazadan.



işte bu çok sevdiklerimden biri. çok yaratıcı bir stencil. çok çok güzel kısımlarından birini yazmışlar; "insan yalnız yüreğiyle doğruyu görebilir. asıl görülmesi gerekeni gözler göremez."


benim gibi kutu severler için ayıp ettikleri bir parça daha... terbiyesizlik!



pek şeker tilki de tabii ki tahtadan yapılmış. çok güzel olsun diye!



daha birçok şey var aslında gösterilebilecek. kolonyası, tabağı, bardağı falan. ama istemedim onları göstermeyi. çok beğendiklerimi sundum efenim.
size tabii ki küçük prens'ten alınma sözlerle veda ediyorum...
"bir yıldızda yaşayan bir çiçeği seviyorsanız, geceleyin yıldızlara bakmak hoştur. ve geceleri gökyüzüne bakarsın. herşeyin çok küçük olduğu gezegenimi gösteremem sana.. belki böylesi daha iyi. yıldızım senin için herhangi bir yıldız olsun. böylece gökyüzündeki bütün yıldızlara bakmayı seveceksin.."

bir de "şu büyükler ne tuhaf!"

3 yorum:

hiç kimse hakkında her bişey dedi ki...

küçük prens hayranı biri olarak ve yakın zamanda dövmesini yaptırmayı dusunen bırı olarak iç çekerek okudum yazını.
özellıkle ayakkabılara bayıldım.. dovmeyı yaptırdın mı?

abdullahsumer dedi ki...

bu hediyelik eşyalardan almak istiyorum .....ama nasıl???

Adsız dedi ki...

Ben küçük prensin dövmesini taşıyan , benim için kutsal olan bu kitabı okumuş şanslı bir insanım.22 yaşındayım ve bana hayatımda ki en önemli değerleri verdi.Her gece yıldızlara baktığımda onu arıyorum.Umarım bir gün yanıma gelir ve sarı saçlarından öpebilirim

Yorum Gönder